Oğuz Tümbaş: BUKETÇE ilk kitabın. Bir heves, heyecan, umut… Acemiliği de barındıran bir ilk kitap. Bu adı seçerken, Buket’in özentileri, düşleri, beklentileri, umutları da vardı elbette. Ne dersin?
Buket Işıkdoğan: Aslında BUKETÇE bir heves değildi. Heyecansa daha çok korkudan duyulan bir duygu olarak varlığını gösteriyordu. Çünkü ilk kitabım günlük tuttuğum notlardı, kendimi ve yaşadıklarımı kendime hatırlatan
notlar.
BUKETÇE’de annesinin penceresi ile gerçek dünya arasında sıkışan bir genç kız, eşiyle hayalleri arasında kalan bir genç kadın, kaybettiği babasının ardından yasını tutarken, aynı zamanda babasına ülkesindeki siyasi değişimleri anlatan bir evlat, doğmamış çocuğuna duyduğu özlemi anlatan bir anne.
O kitapta sadece ben varım. Korkuları, umutları, dualarıyla kendini kendisine BUKETÇE anlatan ben.
Tutulan notlar bir anda nasıl ortalığa nasıl döküldü ve Hüseyin Movit’in masasında yer aldı kendime şaşırmamak olası değil.
Demek ki şiir yolculuğuna çıkmam gerekiyormuş.
OT: İkinci şiir kitabını Etki Yayınları arasında çıkardın. İlk kitabından sonra kendindeki gelişmeleri nasıl açıklarsın?
BI: Yumurta içinde başladı maceram/ çıktım
bir tırtıl oldum/ sonra, diri diri kozaya girdim/
ben öldüm tekrar doğmak adına/ ben öldüm/ kanatlanıp uçmak adına.
İkinci kitabım İMBATIM MAVİ’den bir şiirle başlamak istedim. Çünkü İMBATIM MAVİ bir kelebeğin etrafını farklı görmesi ve yeniden keşfetmesi yolculuğu.
Yaşadığı şehri şair duyarlılığıyla anlayan, anlatan, duyumsayan ve şiirine umutlarını da ekleyen bir kelebek.
Kendine yolculuğunu tamamlayan Buket’in şiire yolculuğudur İmbatım Mavi.
Bu sefer şiirin prensi diye tanımladığı bir dost, bir öğretmen vardır yanında.
‘Şiirdeki fazlalıkları at, kısa ve net anlat duygularını’ diye şiiri öğreten,
‘Eh be Buketçe hiç oldu mu bu burada?’ diye azarlayan ama ‘vaz geçme sakın, olacak’’ diyen bir öğretmenle daha sağlam adımlarla yürümektedir şiirin yollarında.
OT: İmbatım Mavi’yle şiire açılımda bir gelişme, öncekilere göre daha sağlıklı düşünme, dize kurma olgunluğunu da yakaladığını sanı yorum. Kuşkusuz şiire olan saygın, sorumluluğun, bu bağlamda şiir çizginde bir açılıma yol açmıştır. Şiir seni nasıl bağlıyor kendine?
BI: ‘Nasıl anlatılabilir ki bu duygu?’ dediğim içsel sevincimin bir dörtlükte dile gelme sine kapıldım. Yüzlerce sayfalık bir romanda anlatılan bir duygu bir dörtlükte! Şiire âşık oldum, büyülendim, saygı duydum. İnsan sevdiğine ihanet edebilir mi? Bu yüz den şiiri önemsiyor, değer veriyor ve öğreniyorum. En uzun yolculuğum İMBATIM MAVİ ile başladı ve yaşamı deneyimledikçe de bana kattıklarıyla yeni sınavlar vereceğim şiire dair. Ta ki; şiir beni bırakana kadar. Çünkü şair de bilir ki şiir hayata dairdir.
OT: Son şiir kitabın “Göçebe Ruhlar Durağı” Pagos Yayınları’ndan çıktı. Bu kitapla şiirdeki atılımlarının ne ölçüde farkındasın?
BI: Şair, şiirlerinde imgesel anlatımların şiiri güçlendirdiğinin farkındadır artık. Göçebe Ruhlar Durağı şiir kitabında kullandığı imgeler umut verici ve tarihin kahramanları her bir dizede okuyucuyu selamlıyor, heyecanlandırıyor.
Pagosa/ Kadifekaleye/ Düşler tarihine Doğru yola çıkıp, Amazonlu kadınlarla buluşup, zeytin dalı taşıyan güvercinlerle dostluk kurup, basma elbisesinin çiçekleriyle dertleşen, kırlangıçlarla telaşlanan, İzmir’de kaybolan, sözcükler kaçmasın yeter ki deyip, kalemini kağıdını yanından ayırmayan bir şair farkındalığında.
OT: Şiir yaşamını nasıl etkiliyor, ya da şöyle sorayım; şiir seni nasıl kuşatıyor?
BI: Şiir özgürlüktür. Şiiri gören ve onu yaşayan kişi, içsel dünyasının, bakış açısının, doğayı duyumsamanın etkisiyle ayaklarının yerden kesilmesine tanıklık eder ve özgürleşir.
Şiirin özgürlüğüyle istediğin her konuyu şiirsel estetikle kimi zaman isyan, kimi zaman anarşistçe kimi zaman aşkla ele alabilir.
Şiir benim kanatlarım.
OT: Yerel gazetelerde çeşitli konuları içeren yazılar da yayımlıyorsun artık. Söyleşiler yapıyorsun. Spor insanlarıyla görüşüyorsun. Magazin türü yazıları da seviyorsun. Önceliğin hangisi desem?
BI: Spor insanlarıyla, müzikle ilgilenen değerli sanatçılarla görüşüp söyleşmek, topluma mal olmuş kişilerle okuyucu arasında köprü olmak elbette çok güzel ve ben yazmayı çok seviyorum.
Çocuk yaşlarımda henüz okuma yazma bilmediğim dönemlerde eve alınan gazete ve dergileri bana
okumasını isterdim babamın. Sonra sorardım’’ ben de dergilerde, gazetelerde yazacak mıyım, baba?’’
“İstersen yazarsın, ama çok okuman gerekir’’ derdi.
Ve ben her söyleşiye gidişimde, gazetede çıkan her yazımda bu anıyı hatırlar ve o günü duyumsarım.
Ama şiir bambaşka Turgut Uyar’ın dediği gibi: Şiir, matematik gibi kolaydan başlayıp öğrenilmez. Kolaylık, bir beğeni olarak yerleşiverir insanın kişiliğine, sonra da kolay kolay değiştirilemez.
Benim için şiir vazgeçilmezim. Çünkü içimde hep ‘’Şiir Kelebekleri ‘’uçuyor.
OT: Yeni dosyaların vardır diye düşünüyorum. Şiir, söyleşi, deneme bağlamında yeni kitaplar var mı
ufukta?
BI: Şiir heybem yavaş dolar ama her zaman heybemin içinde yeni şiirler vardır. Röportajlarımı toparladığım bir dosyam hazır. Röportajlarımı bir kitapta toplamak istiyorum. “Söz uçar yazı kalır’’ sözünü ben de önemsiyorum. Her birikimin dijital ortamlarda yer aldığı çağımızda sayfalarına dokunduğum, kâğıdın o baştan çıkartan kokusunu içime çektiğim kitaplar mutlaka kütüphanelerdeki yerlerini almalı.
Bir deneme kitabı yazmayı çok istiyorum. Bu konuyla ilgili alışmalarım devam ediyor.

OT: Yaşam Sanat dergisini sevdiğini biliyorum. Daha önce de şiirlerin çıktı.
Edebiyat, sanat dergilerinin geleceğine dair düşüncelerin neler? Yaşam Sanat için düşüncelerini de
öğrenmek, isterim.
BI: Edebiyat ve sanat dergilerini her zaman önemli ve değerli bulurum. Hele şiirlerimin, yazılarımın yer aldığı dergiler daha bir gönendirir beni, onurlandırır.
Kültür- Sanat ve düşün dünyasına bırakılabilecek en büyük mirastır dergilerde şiirlerinle, yazılarınla yer almak diye düşünüyorum.
Yaşam Sanat Dergisinin bu bağlamda benim için yeri çok özeldir. Şiirlerimle, yazılarımla konuk oldum sayfalarına her birinde ayrı heyecan.
Nice şair, yazar dostunla aynı dergide buluşursun ya, yanında duyumsarsın onları işte, Yaşam Sanat dergisi de dostları bir arada toplayan, birleştiren büyük bir değer. Yazın hayatında hep var olsun.
OT: İzmir’de yaşıyorsun. Sanat ve yazın yaşamında seni yönlendiren, etkileyen, esinleyen yazın emekçileri oldu mu? Bunu şunun için soruyorum. Şiire, yazıya bağıtlanan bir kişinin yaşamında usta dediğin kişiler oldu mu?
BI: Sanat ve yazım yaşamıma ilk adım attığım andan itibaren çok değerli dostlar edinmenin onurunu yaşıyorum.
Beni yazmam konusunda yüreklendiren, yol gösteren çok değerli ustalarım elbette oldu.
2016 yılından bugüne daima yol gösteren, bıkıp usanmadan şiiri ilk kez hayatına girmişçesine bir
çocuk coşkusuyla anlatan, “hiç oldu mu bu burada’’ diye azarlarken bile kibarlığı bırakmayan Oğuz Tümbaş var mesela. Değerli büyüğüm, ustam Şiirin Prensi olarak tanımladığım. Yazdıklarımı ilk Oğuz Hocamla paylaşırım.
Ya “Olacak be Buketçe” der ya da “ben olsam’’ diye başlar söze.
Sonra gazetelerde yazmam konusunda beni destekleyen Okan Yüksel var. Şiirlerimi paylaştığım ikinci kişidir. Her zaman yanımda olan, en zor günlerinde bile desteğini esirgemeyen büyük savaşçı, vazgeçmemeyi ondan öğrendim ben.
Prof. Dr. Erkan Sevinç var. Röportajlar konusunda çok desteğini gördüm. Bana yeni bakış açıları kazandıran, yenilikçi, sosyal hayatın içinde oldukça aktif ve en zor günlerimde de vaz geçmek yok diyen değerli hocam. Ben bıraksam da beni devam etmem konusunda yüreklendiren güzel insanların varlığı daha sağlam adım atmam konusunda beni yüreklendiriyor. İyi ki varlar, iyi ki varsınız.
Ve tabi yolumun kesiştiği ya da şiirlerinden tanış olduğum nice şairler var etkilendiğim, öğrendiğim.
Hidayet Karakuş Hocam var mesela, öykülerinden etkilenip şiirlerime öykü tadı kattığım.
Selami Şimşek var. Kendi içsel derinliklerimde gezerken hep şiirlerinden bir dörtlükle karşılaştığım, Gamze Gürel var; minik bir dörtlüğe büyük bir evreni sığdıran.
Nâzım var; her zaman baş ucumda aşkı anlatan.
Attila İlhan, Didem Madak …
Okudukça öğreniyor insan, yazdıkça da pekiştiriyor öğrendiklerini. Şiiri seviyorum, şair duyarlılığını da.
İyi ki hayatımda şiir var. İyi ki şiirin buluşturduğu dostlarım.
İyi ki kültür sanat ve düşün dünyasına köprü olan edebiyat dergilerimiz var.




