13 Mayıs 2026
  • Giriş
Sonuç yok
Tüm sonuçları göster
Yaşam Sanat
  • Aysad
  • Çukurova Sanat
    • Arsiv
  • Yaşam Sanat
    • Temsilcilikler
    • Yayin Kurulu
    • Abonelik
    • Arşiv
    • Yeni Sayılar
  • Kültür/Sanat
    • Öykü
    • Siir
    • Deneme
    • Dans
    • Fotograf
    • Grafik
    • Karikatür
    • Mimarlık
    • Müzik
    • Resim
    • Sinema
    • Tiyatro
    • Yontu
  • Kitap
    • Bize Gelenler
    • Kitap Tanıtımı
  • Etkinliklerimiz
  • İletişim
  • Aysad
  • Çukurova Sanat
    • Arsiv
  • Yaşam Sanat
    • Temsilcilikler
    • Yayin Kurulu
    • Abonelik
    • Arşiv
    • Yeni Sayılar
  • Kültür/Sanat
    • Öykü
    • Siir
    • Deneme
    • Dans
    • Fotograf
    • Grafik
    • Karikatür
    • Mimarlık
    • Müzik
    • Resim
    • Sinema
    • Tiyatro
    • Yontu
  • Kitap
    • Bize Gelenler
    • Kitap Tanıtımı
  • Etkinliklerimiz
  • İletişim
Sonuç yok
Tüm sonuçları göster
Yaşam Sanat
Sonuç yok
Tüm sonuçları göster

Boşluk

Gülçin Yağmur Akbulut

Boşluk

Boşluk soğuk, ömür ıssız, umut kırık bir şemsiye.
Gülleye yüklenecek bir sırt, sala liman, denize sığınacak okyanus gerek. Barınağı olduğum sebeplerin
kapısından bedenimde yanık nişaneleriyle çıktım. Özveriyi giyinirken yaşama soyunduğumu fark
etmedim. Hayat tünelinin çıkışında vuslata yenik özlemlerle uyandım.
Benliğimi ayak seslerimin gerisinde oyaladım. Bedenimi eskilerden kalma bir sarnıcın sularına
zindanladım. Yarının sisli hava kütlesini bugünün soğuk ve melez kalemiyle zulaladım. Biliyordum.
Yüreğimin mahallinde yabanıl otlar bitecekti. Çarem yoktu. Yalnızlık mühürlü sandala bile isteyerek
attım adımlarımı.
Ona hiç kızmadım. Acıdan hüzne doğru sağılan akıl, kanatlanıp boşluğun türküsüne konar elbette.
Annemin kuşanamadığı sabrı siyahi yutkunmalarla hançerime lehimledim. Denize kızdım. Maviye kin
güttüm. Yaşadığım sürece ağzıma balık sürmedim. Balıkçı teknelerinden nefret ettim. Sadece babamı
ve erkek kardeşimi değil, annemi de yaşamdan koparan kıyısız denizleri hüviyetsiz bıraktım
dünyamda.
Dimağının yamağı oldu zavallı kadın. Gerçi zavallı olan o muydu yoksa ben miydim, bir türlü karar
veremedim. O, her şeyi unutmaya mahkûm edilirken ben gerçeklerle yaşamaya hüküm giydirildim.
Dalgaların babam ve kardeşimi yuttuğu gün bütün şalterleri indirildi dünyamın. Yaşam ağacı kuruyan
babasız evlat. Aklını yitiren çocuk akranı anne. Elemi tellal olmuş bağıran bir genç kız.
Çığlıklarıyla uyandığım eşyalarla kavgasına şahit olduğum annemin ıstırabı ölüm sancısını ayaza
sermeme sebep olmuştu. Babam ve kardeşim bir kez ölürken ben ve annem bölük bölük ölmeye
başladık. Kim bilir, belki de sona ulaşmak kurtuluştu. Dilim varmasa da söylemeye… keşke annem de…
Avuçlarımın içinde çözemediğim bir düğüm. Annemin yarası iyice azmış. Benim yaram
anneminkinden de derin. Tedavisi mümkün değil gibi, dedi doktorlar. Az zaman sonra gibiyi de
kaldırdılar. Ruhuma birkaç beden büyük acılarla karşılaştım. Neden duman her yanım? Niçin
yokuşlardayım? Ben evlat mıyım? Yoksa ömrü kundaklanan bir anne mi, bilemedim. Rolleri
karıştırdım. Karıştırdığım role bürünmeyi beceremedim.
Tren çarpmasına ramak kala annemi raylardan aldım. Yerin yedi kat dibinde kör bir kuyunun içinden
çıkardım. Tavana bağlı urgan ilmeğinden kurtardım. Teras tırabzanında yarı sarkmış bir vaziyette iken
yaşama yeniden irca ettim. Midesi yıkanırken, bıçakla kestiği parmaklarına dikiş atılırken kendimi
suçladım. Lavaboya giderken bile ona bir şey olma korkusuyla savaştım. Yaşadığım kaygılar
sonucunda kimliğim artık panik ataktı.
Gençliğime nokta koydum. Gücenmedim sevdiğime. O bırakıp gitmeseydi, ben dönecektim sözümden
gürültüsüzce. Çile yüklü kaderime onu kurban seçemezdim. Kara yağız bir acem kızına dönüştüm.
İnsan sevip sevildikçe güzelmiş. Anladım. Bulanık sularda kayboldum. Kendimi bulmak için kayıp
ilanında aradım. Eski bir aynanın gam dalgalarında gördüm siluetimi. Özledim. Özlediğimi
söyleyemeyince uçurumlardan düştüm. Evlendiğini duyduğum gün acının en katı fazıyla parçalandım.
Okulumu yarım bıraktım. Beyaz üniformalar içinde melek yürekli bir hemşire olamadım. Görmeyen
bebeğe göz, yürüyemeyen gence bir çift bacak olmaktı tek arzum. Özür dilerim babacım şefkat temsili
şvester makamına ulaşamadım. Sen hatırlar mısın bilmem. Ben hiç unutmadım. “Hemşirem, peri
peykerim. Kanatların iyilikle çırpınsın!” der, beni şefkatle bağrına basardın. Affet beni babam!
Annemden başka hiçbir hastaya kanat çırpamadım.

Bunaldım. Severek yaptığım hiçbir şeyden zevk alamaz oldum. Kitap okumaktan, müzik dinlemekten
vazgeçtim. Çok az uyumaya başladım. Sönük bir balona dönüştüm. Neydi benim yiyeceklerle alıp
veremediğim. Evden çıkmaz, insanlara tahammül edemez oldum. Çalan kapıları açmaz, bağıran
telefonları cevaplamaz oldum. Nedensiz ağlama nöbetlerine tutuldum. Sabırsız, uyumsuz, umutsuz
bir kişilik yapısına büründüm. Tanışmağım bir bedende bilmediğim bir kadın suretiyle karşılaştım.
Ayıya kovan ısmarlanmaz, derler. Benden sonra kovanımı emanet edebileceğim bir ayı ihtimalinin bile
bulunmaması hüznüyle kavruldum. Bu sebepledir ki annemden önce ölümle karşılaşmamak için
tanrıya her nefes alışımda niyazda bulundum. “Ya aynı anda al canımızı Allah’ım ya da ondan üç beş
dakika sonra!” diye boyun eğdim. Bir zehri damarlarımıza aynı anda zerk etmeyi defalarca planladım.
Allah’tan korktum. Yapamadım.
Mezarlığa yönelen nüsham aralıkta devinen bir sarkaç şimdi. Kulağımda zaman eskisi sesler. Kırk yedi
yaş geçkinliğinde savruk tenha bir yürek. Yıllarca debelendiğim kolonlar arasında betona dönüşen
eskiz bir yaşam. En baştan başlayayım desem çok geç. Bahar sağır dilsiz kalan vaktime, kış hâlihazırda
avuçlarımda. Ulaştığım iskeledeki vapurlar çoktan vira bismillah, demiş.
Boşluk soğuk, ömür ıssız, umut kırık bir şemsiye.

İlgili Yazılar

Dayım Cafer Zıpçıktı

Dayım Cafer Zıpçıktı

0

                                                  Dayım uzun boylu, aynalı dolap gibi adamdır! Yürürken dikelir, sanki boyu biraz daha uzamış gibidir! Genellikle ortası beyaz...

Ömür Törpüsü

Ömür Törpüsü

0

Derdim fakirlik değil. O bizde baba mesleği. Benim derdim Niyazi. Ömrümde böyle yalan adam görmedim. Patron yokken sallana sallana bir...

Her Gün İki Ekmek

Her Gün İki Ekmek

0

İşyerimizin değişmeyen birer parçaları gibiydik. Her gün aynı kişi, aynı eşya, aynı yüzlerdi gördüklerimiz. Değişen tek şey, her maaşın gelmesiyle...

Al Sham Apartmanı

Al Sham Apartmanı

0

“… Yeni yılınızı en içten dileklerimle kutlar; 2005’in size ve ailenize sağlık, huzur ve mutlulukgetirmesini dilerim…” (Fatih Belediye Başkanı) Fatih’te...

Yaşam Sanat

Yaşam Sanat Aylık Edebiyat ve Kültür Dergisi
Adana Yaşam Sanat Derneği Süreli Yayın Organıdır

Son Eklenenler

  • Yaşam Sanat Dergisi Sayı: 64-65
  • Ayın resmi
  • Ayın fotoğrafı
  • Ayın fotoğrafı

Kategoriler

  • Bize Gelenler (8)
  • Çukurova 1. Sanat Çalıştayı (1)
  • Deneme (18)
  • Dergi Arşivi (44)
  • Dosya (1)
  • Etkinliklerimiz (13)
  • Fotoğraf (15)
  • Kitap Tanıtımı (7)
  • Müzik (3)
  • Öykü (14)
  • Resim (15)
  • Şiir (31)
  • SÖYLEŞİ (1)
  • Söyleşi (4)
  • Yaşam Sanat Yeni Sayılar (7)

Bizi Takip Edin

Facebook Twitter Instagram

Ziyaretçi Sayısı

13064
  • Aysad
  • Çukurova Sanat
  • Yaşam Sanat
  • Kültür/Sanat
  • Kitap
  • Etkinliklerimiz
  • İletişim

© 2023 yasamsanat.net Her hakkı mahfuzdur.

Sonuç yok
Tüm sonuçları göster
  • Aysad
  • Çukurova Sanat
    • Arsiv
  • Yaşam Sanat
    • Temsilcilikler
    • Yayin Kurulu
    • Abonelik
    • Arşiv
    • Yeni Sayılar
  • Kültür/Sanat
    • Öykü
    • Siir
    • Deneme
    • Dans
    • Fotograf
    • Grafik
    • Karikatür
    • Mimarlık
    • Müzik
    • Resim
    • Sinema
    • Tiyatro
    • Yontu
  • Kitap
    • Bize Gelenler
    • Kitap Tanıtımı
  • Etkinliklerimiz
  • İletişim

© 2023 yasamsanat.net Her hakkı mahfuzdur.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In
Düğmeleri göster
Düğmeleri gizle