3 Kasım 2026
  • Giriş
Sonuç yok
Tüm sonuçları göster
Yaşam Sanat
  • Aysad
  • Çukurova Sanat
    • Arsiv
  • Yaşam Sanat
    • Temsilcilikler
    • Yayin Kurulu
    • Abonelik
    • Arşiv
    • Yeni Sayılar
  • Kültür/Sanat
    • Öykü
    • Siir
    • Deneme
    • Dans
    • Fotograf
    • Grafik
    • Karikatür
    • Mimarlık
    • Müzik
    • Resim
    • Sinema
    • Tiyatro
    • Yontu
  • Kitap
    • Bize Gelenler
    • Kitap Tanıtımı
  • Etkinliklerimiz
  • İletişim
  • Aysad
  • Çukurova Sanat
    • Arsiv
  • Yaşam Sanat
    • Temsilcilikler
    • Yayin Kurulu
    • Abonelik
    • Arşiv
    • Yeni Sayılar
  • Kültür/Sanat
    • Öykü
    • Siir
    • Deneme
    • Dans
    • Fotograf
    • Grafik
    • Karikatür
    • Mimarlık
    • Müzik
    • Resim
    • Sinema
    • Tiyatro
    • Yontu
  • Kitap
    • Bize Gelenler
    • Kitap Tanıtımı
  • Etkinliklerimiz
  • İletişim
Sonuç yok
Tüm sonuçları göster
Yaşam Sanat
Sonuç yok
Tüm sonuçları göster

Bütün Marifet Öyküdedir, Yazılış Bir Arayıştan İbarettir

Halit Payza

Bütün Marifet Öyküdedir, Yazılış Bir Arayıştan İbarettir

Tim Parks deneme yazılarını topladığı Ben Buradan Okuyorum/Kitapların Değişen Dünyası’ndaki’(1) Kitapları Neden Bitirelim başlıklı metnine Samuel Johnson’dan alıntıladığı anekdotla başlıyor. Kitapları okuyup, bitirip bitirmediğini soran okura Samuel Johnson’un yanıtı “Beyefendi, siz kitapları baştan sona mı okursunuz?” olur. Soru soranın okur olduğu düşünüyebilir, oysa Parks ‘biri’ olarak nitelendiriyor. Yine Parks, Johnson’un bu soruya soruyla yanıt verirken, komik bir inanmama ifadesi takındığını söylüyor. Parks, Johnson’un soruya soruyla yanıtına kaynak göstermiyor.
Samuel Johnson (18 Eylül 1709 – 13 Aralık 1784), İngiliz yazar, şair ve sözlük bilimci, İngiliz Dili Sözlüğü onun en kapsamlı çalışmasıolarak biliniyor. Johnson kurmaca değil, deneme ve biyografi yazarı. Johnson’un sözlüğünü diğer klasik sözlüklerden ayıran sözlükte yer alan sözlere kendi yorumunu da getirmesi. Bir tür yorum katıyor anlamına. Parks da aynı soruyu yineliyor; “Evet, okur muyuz? Ta sonuna kadar okur muyuz? Okursak Johnson’ın düşündüğü gibi keriz miyizdir?” Anekdotta Johnson’un soruya soruyla yanıt verdiği alıntıda ‘keriz’ nitelemesi yok. Johnson ‘keriz’ demiş olabilir mi? Olmayabilir de… Öyle dediğini varsayarsak okura yönetilebilecek en kötü nitelemelerden biri bu; dememişse aynı ayıbı Parks işlemiş oluyor. Okur beğendiği ya da beğenmediği bir kitabı sonuna kadar okursa keriz sayılabilir mi?

Farklı bir sözlük yazan, demeci ve biyografi yazarının kendi kitabını da içeren kitapları baştan sona okuyana keriz demesi olanaksız geliyor. Kim demiş olursa ve nasıl nitelendirirse nitelendirsin kişisel olarak kitapları iyi ya da
kötü okumaya başladığımda bitirenlerdenim. Bu beni ‘keriz’ yapar mı?

Parks, Johnson’u ya da kendi görüşünü desteklemek için örnekler veriyor: “Okumayla ilgili çok düşünüp çok yazmış olan Schopenhauer, Johnson’ın tarafındadır. Hayat ‘kötü kitaplara’ harcanamayacak kadar kısadır, ona sorulursa ‘bir yazarın işlerinin geçici bir değerlendirmesi’ni yapmak için ‘birkaç sayfa’ yeterlidir. Bu birkaç sayfanın sonunda ikna olmadınızsa kitabı rafa kaldırmanızda hiçbir sakınca yoktur.” (s.20) Yine dipnot yok. Gelelim ‘kötü kitap’ kavramına… Kime ve neye göre? Aynı kitabı okuyan iyi de bulabilir kötü de, iki okurun aynı biçimde değer yargısına varacağını ileri sürmek de falcılık… Biri için iyi olan, diğeri için olmayabilir. Kötü kitaplar okunmamalı mı? İşte bundan emin değilim. Sokakta iki kelimeyi yan yana getirip, meramını anlatamayan, kötü bir eğitimden geçen, üniversite sınavlarında sıfır çeken bir neslin ‘kötü kitap’, ‘iyi kitap’ yargısına ne kadar güvenilebilir? Dahası kötü bir kitapta iyi bir tümce, güzel yazılmış bir metin, bir savsöz yok mudur? Tersinden söylersek iyi yazılmış kitapta katılmadığımız bir sav, kötü söylenmiş bir tümce olamaz mı?

Kötü kitap kavramsal olarak hiçbir anlam ifade etmez. Eksi birle artı bir arasındaki sıfır gibi herhangi bir değer içermez. Nesinin, neresinin, neden kötü olduğu gösterilmediği durumlarda yargı boşlukta kalır ve değersizdir. Eğer eleştiri yapacaksak ‘bu kitap kötü kitap’ yargısı, onu okuyanın aslında eleştiriden de anlamadığının kanıtıdır. Kitap tanıtım yazılarındaki absürt, kitabın içeriğini, yazım biçimini, anlatılan olguları somut olarak ortaya koymayan yargıların eleştiriyle de eleştirenin eleştirmenliğiyle de ilgisi olamaz.

Schopenhauer bile olsa ‘bir yazarın işlerinin geçici bir değerlendirmesi’ni yapmak için ‘birkaç sayfa’ yeterli” olamaz. İyi bir okur kitabı okumadan, ilk birkaç sayfayı okuyarak kitap hakkında da yazarı hakkında da yargıya varamaz. Attila İlhan’ın dediği gibi ‘şair de şiire dahil’se, kitabı parçacık olarak görüp, büyük resim içinde yerine oturtmak için yazarın diğer kitaplarını da okumak, yazarı hakkında da bilgi sahibi olmak kaçınılmazdır. Birkaç sayfa okuyarak yargıya varılabileceği önyargısını Arthur Schopenhauer bile söylemiş olsa o dokunulamaz/değiştirilemez/yargılanamaz kutsal söz olarak kabul edilemez. Tıpkı Schopenhauer’un, ‘Aşkın Metafiziği’, ‘Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar’, ‘Mutlu Olma
Sanatı’ gibi herhangi bir kitabının ilk birkaç sayfasını okuyarak Schopenhauer hakkında yargıya varılamayacağı gibi.

Parks’ın alıntı dışı eklediği ‘hayat’ ve tek tırnak içinde gösterdiği ‘kötü kitaplara’ yine tırnak dışı ‘harcanamayacak kadar kısadır’ yargısının da göreceli olduğu düşünülebilir. Bütün iyi kitapları okumak bir ömre sığmaz. Kaldı ki iyi kitapları okuyan biri, bir kitabın kötü olduğu yargısına varabilmesi için kötü kitapları da okumak gerekir. İyi ya da kötü somut olarak nitelendirilmedikçe iyilik ya da kötülük içermez. İyi ancak karşıtıyla, kötüyle ortaya çıkar, kötü de iyiyle. Birini yok sayarsanız diğeri de yoktur.

Friedrich Engels diyalektiği, ‘Niceliğin niteliğe dönüşmesi ve tersi yasası’, ‘Karşıtların karşılıklı iç içe geçmesi yasası’, ‘Yadsımanın yadsınması yasası’ olarak tanımlar. İyi kitap, kötü kitap yargısı bu diyalektik yasanın ‘Karşıtların karşılıklı iç içe geçmesi yasası’ ve ‘Yadsımanın yadsınması yasası’na uygundur. İyi ya da kötü kitabın içinde iyi ve kötü bir arada bulunabilir ve iyinin ya da kötünün yadsınmasının yadsınması da iyi ve kötü kavramlarını açıklamaya yeterlidir.

Herakleitos “Panta cwrei, oudei menei/Her şey akar, hiçbir şey durmaz” derken ilkel biçimde diyalektiği betimler. David Bohm’a göre de “Doğada hiçbir şey sabit kalmaz. Her şey sürekli bir dönüşüm, hareket ve değişim halindedir. Ancak, önceden gelen öncüller olmadan hiçbir şeyin içinden hiçbir şeyin birdenbire çıkmadığını keşfediyoruz. Benzer biçimde, hiçbir şey, kendisinden sonra var olan bir şeye mutlak surette yol açmama anlamında, bir iz bırakmadan kaybolmaz. Dünyanın bu genel özelliği, farklı türden muazzam büyüklükte bir deneyimler alanını özetleyen ve henüz, bilimsel ya da değil, herhangi bir gözlem ya da deneyle çelişkiye düşmemiş bir prensiple ifade edilebilir: her şey başka şeylerden gelir ve başka şeylere yol açar.”(2)

Tim Parks’ta da ikircikli yargıya rastlanıyor. Kısa metnin bir yerinde “Peki iyi kitaplar ne olacak? Johnson o kışkırtıcı lafı ettiğinde sırf kötü kitaplara değinmiyordu. İyi kitapları bitirmemiz gerekir mi? İyi bir kitap zaten tanımı gereği bitirdiğimiz kitap mıdır? Yoksa bir kitabı sonuna gelmeden, hatta. yarısında bırakmaya karar verebileceğimiz, buna rağmen iyi, hatta mükemmel olduğunu düşünebileceğimiz, okuduğumuz için memnuniyet duyup bitirme ihtiyacı duymayabileceğimiz durumlar var mıdır?” yargısını çıkarsıyor.(s.21) Bir diğer sayfada da “ Peki, öyleyse, estetik iddiası olan kitaplardan söz ettiğime göre, sanat eserinin organik bir bütün olduğu, tamamını görmedikçe biçimini göremeyeceğimiz argümanına ne diyeceğiz? Sonra, yine temelde roman yazarlarından bahsettiğime göre, olay örgüsü ne olacak? Olay örgüsü olan bir romanın sonuna varmamız gerekir, çünkü öykünün çözümü eserin tamamına anlam kazandıracaktır.”(s.22)

Tolstoy’un iki ciltlik Savaş ve Barış’ını, Hugo’nun iki ciltlik Sefiller’ini, Marcel Proust’un yedi ciltlik Kayıp Zamanın İzinde’sinin ilk elli sayfasını okuyan kitabı okumuş sayılabilir mi? Kötü kitapları bir yana bıraksak bile iyi kitapların klasik tanımla girişi okunmuş olsa da gelişme ve sonuç okunmadan kitabın içeriğinin ne olduğu bilinebilir mi? Gelişme ve sonuç taşımayan anlatılar için de bu yargı geçerlidir.

Tim Parks Kitapları Neden Bitirelim’de girişte yazdığı savı yine kendisi çürütüyor. Sözünden dönmemiş gibi göstermek için “Bazı romanlar vardır” diye başlıyor “olay örgüsü gerçekten ön plandadır ve sayfaları çevirmemizin sebebi de odur. Ne olacağını öğrenmek isteriz” diyor. Ekliyor “bütün marifeti öyküdedir, yazılış bir araçtan ibarettir.” (s.22)

DİPNOTLAR

  1. Tim Parks, Ben Buradan Okuyorum/Kitapların Değişen Dünyası, Çev: Roze Hakmen, Metis Yayınları,
  2. Diğer alıntılarda sayfa numarası gösterilmiştir.
  3. David Bohm, Causality and Chance in Modern Physics, Türkçe’ye çevrilmediği için marxist com’dan alıntılandı.

İlgili Yazılar

Bir Köyün İki Hikâyecisi ve İki Ozanı

Bir Köyün İki Hikâyecisi ve İki Ozanı

0

Bakmayın siz bir köyün iki hikâyecisi dediğime. Aslında bu köyün çok hikâyecisi var. Daha doğrusu bu köyün bir sürü hikâyecisi...

Ne Elbiseler Gördüm, İçinde İnsan Yok

Ne Elbiseler Gördüm, İçinde İnsan Yok

0

"Ne elbiseler gördüm, içinde insan yok,Ne insanlar gördüm, üstünde elbise yok."Mevlana Celaleddin Rumi Bazı insanların hayatı, hile ve tatlı yalanlar...

Edebiyat ve Çevre

Edebiyat ve Çevre

0

Haddini de Karac'oğlan haddiniAramazlar gurbet ile gideniAk göğsün üstünde çakır dikeniBitmeyince gönül yardan ayrılmazKaracaoğlan Günümüzden yaklaşık 400 yıl öncenin Çukurova’sında...

Edip Cansever

Edip Cansever

0

Şiirlerinde bir kişi seçerek; onun üzerinden, soyutu ve somutu anlattı hep: “Adam yaşama sevinci içinde, Masaya anahtarlarını koydu. Bakır kâseye...

Yaşam Sanat

Yaşam Sanat Aylık Edebiyat ve Kültür Dergisi
Adana Yaşam Sanat Derneği Süreli Yayın Organıdır

Son Eklenenler

  • 8. Akdeniz Sanat Günleri
  • 7. Akdeniz Sanat Günleri
  • Ayın resmi
  • Ayın fotoğrafı

Kategoriler

  • Bize Gelenler (8)
  • Çukurova 1. Sanat Çalıştayı (1)
  • Deneme (18)
  • Dergi Arşivi (44)
  • Dosya (1)
  • Etkinliklerimiz (15)
  • Fotoğraf (17)
  • Kitap Tanıtımı (7)
  • Müzik (3)
  • Öykü (14)
  • Resim (17)
  • Şiir (31)
  • SÖYLEŞİ (1)
  • Söyleşi (4)
  • Yaşam Sanat Yeni Sayılar (7)

Bizi Takip Edin

Facebook Twitter Instagram

Ziyaretçi Sayısı

16241
  • Aysad
  • Çukurova Sanat
  • Yaşam Sanat
  • Kültür/Sanat
  • Kitap
  • Etkinliklerimiz
  • İletişim

© 2023 yasamsanat.net Her hakkı mahfuzdur.

Sonuç yok
Tüm sonuçları göster
  • Aysad
  • Çukurova Sanat
    • Arsiv
  • Yaşam Sanat
    • Temsilcilikler
    • Yayin Kurulu
    • Abonelik
    • Arşiv
    • Yeni Sayılar
  • Kültür/Sanat
    • Öykü
    • Siir
    • Deneme
    • Dans
    • Fotograf
    • Grafik
    • Karikatür
    • Mimarlık
    • Müzik
    • Resim
    • Sinema
    • Tiyatro
    • Yontu
  • Kitap
    • Bize Gelenler
    • Kitap Tanıtımı
  • Etkinliklerimiz
  • İletişim

© 2023 yasamsanat.net Her hakkı mahfuzdur.

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In
Düğmeleri göster
Düğmeleri gizle