
Çukurova 1. Sanat Çalıştayı
Çalıştay Sonuç Raporu
15 Şubat 2025
Adana Sanatevi Derneği
ÖNSÖZ
Çukurova 1. Sanat Çalıştayı; Çukurova Bölgesi’nde; sanatın düzeyini yükseltmek, sanatçıların birbirleriyle etkileşimini
sağlamak; halkımızın özellikle de çocuklarımız ve gençlerimizin sanata ilgisini geliştirmek için ne gibi etkinlikler
düzenlemek gerektiğini sanatçılarımızla birlikte bulup uygulamak amacıyla düzenlendi. Sanatçılarımızın
sunumlarından çıkardığımız çalıştay sonuç raporunda bu konularda çok önemli öneriler belirlenmiş. Sanatın birey ve
toplumsal yaşam için önemi ve vazgeçilemezliği vurgulanmış. Sanatçıların, Eğitim Kurumlarının, Yerel ve Merkezi
Yöneticilerin görev ve sorumlulukları net bir şekilde belirtilmiş. Her kişi ve kurumun üzerine düşeni isteyerek yapacağı inancını koruyoruz. Bu öneriler ve daha sonra gelecek olanlar, sanatçı ve sanatseverlerin katılımı ile oluşturulacak olan Çukurova Sanat Kurulu tarafından uygulanacaktır. Türkiye ve dünya çapında sanatçılar çıkarmış olan Çukurova’nın buna hem hakkı hem de olanağı vardır. Sokaklarında enstrümanlar çalınan, heykeller yontulan, bir yanda ressamların tuvalde ahenkle hareket eden fırçaları… İnsanların “Sanatçı ne demek istemiş?” derdine düştükleri, insanın insanla değil sanatla uğraştığı bir Türkiye’de yaşamak mümkün müdür?(B.Karga Göllü)
Bu soruya çalıştay katılımcıları olarak; ‘Evet, mümkündür’ diye yanıt veriyoruz.
ÇALIŞTAY TARİHİ: 07 Aralık 2024
ÇALIŞTAYIN BAŞLAMA VE BİTİŞ: Saat: 13:00 – 19:00
ÇALIŞTAYINYAPILDIĞI YER:
Adana Sanatevi Derneği
Huzurevleri Mah.77231 Sok. Yıldız Sitesi A-Blok Zemin Kat
ÇUKUROVA-ADANA
ÇALIŞTAY RAPOR HAZIRLAMA KURULU ADLARI:
Ecdat GÜVEL, Kubilay ALTUNTAŞ, Bünyamin Deniz KIRAÇ
ÇALIŞTAYIN YÖNETKENİ:
Bünyamin Deniz KIRAÇ
ÇALIŞTAY SEKRETERYA:
Ecdat GÜVEL, Kubilay ALTUNTAŞ, Bünyamin Deniz KIRAÇ
ÇALIŞTAY SONUÇ BİLDİRGESİ OKUTMANI:
Halil KIRIK
ÇALIŞTAYA SUNUMUNU YAZILI OLARAK VEREN SANATÇILAR
- Adnan Gümüş; Prof. Dr. ÇÜ Eğitim Fakültesi -Sosyolog
- Ali İhsan Ökten; Doç. Dr. Beyin Cerrahı-Yazar-Fotoğraf Sanatçısı
- Ali Özçelik; Foklor Araş.-T. Halk Oyunları Federasyonu Yük. İstişare Kurulu Üyesi
- Alişer Avcı; Eğitimci-Ressam
- Arda Can Yıldız; Mimar
- Aysel Yenidoğanay; Yazar-Şair
- Bilge Karga Göllü; Akademisyen, şair
- Esin Deniz; Grafik Sanatlar Öğrencisi
- Gaye Ballı; Okumaya meraklı-Müziksever-Sanata Tutkulu
- Gökhan Çağlayan; Yazıncı -Dilci
- Halil Kırık; Eğitimci-Yazar
- Haluk Uygur; Altınoran Düşünce ve Sanat Platformu Başkanı-Fotoğraf Sanatçısı
- Hüseyin Yılmaz; Görsel Sanatlar Öğretmeni-Ressam
- Kazım Artut; ÇÜ Eğitim Fakültesi Öğ. Görevlisi
- Mehmet Emin Yeniçeri; Yazar
- Mehmet Göl; Kemalist İlahiyatçı
- Melih İşcan; Ressam
- Murat Günaydın; Görsel Sanatlar Öğretmeni-Heykeltıraş-Fotoğraf Sanatçısı
- Mustafa Bal; Tiyatro eleştirmeni, yazarı
- Nesrin Ünlütaş; Öğretmen
- Nur Umar; Doç. Dr. ATÜ Mimarlık Fakültesi Ana Bilim Dalı Başkanı
- Özge Nur Binboğa; Mimar
- Özgür Sarıçam; Müzisyen-Besteci
- Remzi Özdaş; Ç. Belediyesi Halk Müziği Korosu Şefi
- Samle Çağla; Eğitimci-Yazar
- Sedat Memili; Araştırmacı Yazar
- Selda Kaya; Şair
- Sadık Çil; Tersakan Sanat Sözcüsü
- Tevfik Gökdemir; Adana Ressamlar Derneği Başkanı
- Yaşar Erkmen; Eğitimci-Yazar
ÇALIŞTAYDA KONUŞMA YAPAN SUNUMUNU YAZILI OLARAK VERMEMİŞ OLAN SANATÇILAR
Burak Kanat; Eğitimci-Tiyatro Oyuncusu
Esin Güvercin; Fotoğraf Sanatçısı
Torun Ahmet Türkmen; Yazar-Şair
Şerif Şahiner; Tiyatro Sanatçısı
SANATIN BİREY VE TOPLUM YAŞAMINA ETKİLERİ
BRECHT: “Bütün sanatlar tek bir sanata hizmet eder o da yaşama sanatıdır” der.(Alıntılıyan:G.Ballı)
Sanat insanları günlük stresten uzaklaştırır ve dinlendirir. İnsanlar bu vesileyle kaygılarını ve streslerini, sanatsal
aktivitelerle atmakta ve zihinlerini sakinleştirmektedir. Sanatın bu iyileştirici etkisi, “Psikolojide Sanat Terapisi’’ adı verilen bir uygulamanın yapılmasına öncülük etmiştir.(A.Avcı)
Sanat, terapidir ve kendinizle, başkalarıyla iletişim kurmanın başka bir yoludur. (A.C.Yıldız)
Gençlerin ve çocukların problem çözme becerilerini geliştirir ve kendilerini aktif olarak ifade etme olanağı sağlayarak ruh sağlığını korur. Erken yaşlarda sanatla tanışan çocukların okul hayatında daha başarılı olduğunu kanıtlayan araştırmalar mevcuttur.(A.Avcı)
Geleceğimizin daha iyi olmasını istiyorsak, çocuklarımıza sanat sevgisi aşılamalıyız.(M.İşcan)
Sanat eserleri bünyesinde saf sevgi kırıntıları bulunan insanlar tarafından üretilir. Karşılıksız saf sevgiyi öğretelim
çocuklarımıza. Bir sanat eseri ortaya çıktığında bu eserle karşılaşan her insanın yaşama bakış kalitesi artar. İnsan
dediğimiz kavrama bir adım daha yaklaşırız. (Ö.Sarıçam)
Müzik sadece işitsel bir uyaran /ses değil. Beynimizdeki duygu durumumuzu yöneten sistemlerle, konuşma
becerilerimizi yürüten sistemlerle hemen etkileşime giren unsurlar taşıyor.(G.Ballı)
Halk oyunları sıkıca el ele tutuşarak birlik olma, kol kola girerek düzen kurma, omuz omuza vererek vatanımız için dik durmadır.(A.Özçelik)
Sanat eğitimi alan gençlerin ille de ressam, müzisyen veya yazar olması gerekmez. Sanatın düşünme sistematiği ile düşünen bir doktor, ekonomik ve toplumsal sorunların çözümü için eskiyle yetinmeyecek (ama eskiyi de en iyi şekilde uygulayarak) yeni planlar kurup, yeni düşünceler üretecektir. Makine mühendisi bir genç, makinesini ressamın tablosu gibi görüp, diğerlerinden daha farklı nasıl çalıştırırım sorusuna cevap arayacaktır. Yeni bir makine üretmek ancak böyle mümkündür. Öğretmen de öyle… Ekonomist de… Tüm gençler, kendi mesleğini sanatın inceliğinde yaparsa, ülkeyi kalkındırırlar diyebiliriz.(H.Uygur)
Bir insan hangi işle uğraşırsa uğraşsın, sanat eğitiminin incelttiği ruhunu yaptığı işe yansıtır. Bu da beraberinde; hayata estetik bakış, toplumsal barış ve huzuru getirir. Sanat yaratıcısına ve tüketicisine haz verir.(S,Çağla)
Sanatçı;“Ya öyle değilse!” diyendir. Bu sorgulama modern bilimin doğmasına neden olmuştur.(H.Uygur)
Sanat insan beynini aktif tutarak yaratıcılığını tetikler.(A.Avcı)
Sanatçı sezgisi, kalp gözü, farklı görme diye bir gerçekliği vardır. Sanat yapıtlarının çağının çok ilerisin olduğuna şahit oluruz. Aynı zamanda üretildiği çağın ruhunu da taşır. Farklı perspektifler sunar, göremediğimizi gösterir.(G.Ballı)
Eleştirel bakış açısıyla toplumsal sorunlara dikkat çeken, farkındalık yaratan ve değişime ilham veren sanatçılar, aynı zamanda geçmişi koruyarak geleceğe ışık tutar. Sanat eserleriyle bir toplumun kimliğini ve hafızasını şekillendirirler. Bu nedenle sanatçılar, yalnızca estetik üreticiler değil, toplumun kültürel, sosyal ve düşünsel gelişimine yön veren önemli aktörlerdir. Sanat, toplumun estetik ve kültürel değerini artıran bir araç olmanın ötesinde, insanlar arasında bir köprü kurar ve ilham verir.(N.Umar)
Estetik kazanım bir yana bırakılırsa sanat ve sanatçının kültür, tarihî olaylar, dönem zevki vb. değerlerin
ölümsüzleşmesini sağlama, bunları geleceğe aktarma rolleri vardır. Topluma yön vermek, yanlışlara çözümler
üretmek, içinde bulunulan duruma alternatif yöntemler önermek, buhranlı zamanlarda halka destek olmak, huzur ve umut aşılamak gibi önemli görevleri de bulunmaktadır.(B.Karga Göllü)
Çalıştaya katılan sanatçılarımız sunumlarında sanatın toplumların yaşamında, refah ve huzurun sağlanmasında çok önemli bir etken olduğunu belirttiler. Yine sanatın birey ve toplum için yaşamsal önemde olduğuna da işaret ettiler. Bu denli önemli olan sanatın düzeyini yükseltmek, yaygınlaştırmak, halkımızı, özellikle de çocuklarımızı ve gençlerimizi sanatla buluşturmak için; sanatçılarımız, eğitim kurumlarımız, sanat-sanatçı derneklerimiz, yerel ve merkezi yöneticilerimizle birlikte çalışılması gerekmektedir. Her kişi ve kurum bu konuda kendisine düşen görevi tüm olanaklarını kullanarak yerine getirmeli ki sanat ve kültür toplumu olabilelim.
SANATÇILARIN İŞLEVİ
Sanatçı halkın içinde olup onların dünyalarını bilmelidir. Sanatın düzeyi ancak üretmekle mümkündür. Üretmek
okumaya, öğrenmeye, merak ve keşfetmeye bağlı üst düzey bilinç işidir. Çünkü sanat, yaratım bir başkaldırıdır,
geçmişten geleceğe uzanan süreci iyi analiz edip bugünü yarını inşa etmektir.(H.Kırık)
Öykü ve roman yazma eyleminin temelinde hikâye anlatıcılığı yatar. Bu hikâyeler duyduklarımız, gördüklerimiz,
gözlemlediklerimiz ve bizzat bizim uydurduklarımızdır. (M.E.Yeniçeri)
Kimi tuğla ve çimentosuyla kimi de sözcük, renk ve notalarıyla yaşayacağı dünyayı inşa eder. Sanatçılar kendilerini sonsuza kadar yaşatacak kelimelerle aynı zamanda kendi cellatlarını oluşturur. (S.Memili)
Günümüzü yazarken, geçmişin hazinelerinden de yararlanmalıyız. Anadolu kültüründen ve geleneğinden
beslenmeliyiz.(A.Yenidoğanay)
Yazıncının kendisinden önce yazmış Türk yazıncılarının yapıtlarını okuyup özümleyerek onlardan yarar görmesi, bu yolla geçmişle, demek eski Türk yazınıyla bağlantı kurarak genelde Türk yazınını, özelde kendi yazınını “şimdi”den geleceğe taşıması gerekmektedir. (Bir yazıncının öbür ülkelerdeki yazıncıların yapıtlarını da – olanak buldukça – okuması gerektiğini söylememe gerek yok sanırım.(G.Çağlayan)
Sanat sergilerine katılmak, kültürel ve kişisel açıdan zenginleşmek için harika bir yol. Sanat eserlerini yorumlayarak altında yatan düşünceleri kavramaya başlayan gençler, zengin ve dolu fikirlere de öncülük edebilirler. Sanat üzerine kitaplar okumak gençler için erken zamandan itibaren iyi bir entelektüel birikime sahip olmalarına katkıda bulunur. Sanat kitapları, farklı dönemlerdeki sanat akımlarını ve sanatçıları tanımaya yardımcı olur. (H.Kırık)
İki tane bankanın sanat galerisinde Ankara’dan İstanbul’dan gelen sanatçıların sergileri açılıyordu. Biz güzel sanatlar öğrencileri Türk resminin önemli temsilcilerinin eserlerini yakından görme şansımız olmuştu. Ekonomik krizler filan bankalar sanat galerilerini kapattılar. Devlet Güzel Sanatlar Galerisi kapandı.(H.Yılmaz)
Gençlerde sanat düzeyini ve ilgilerini artırmak için fotoğraf okumaları yapılmalı. Aslında bu okumalar diğer sanatlarda da yapılmalı.(M.Günaydın)
Öncelikle, sanatçıların bir araya gelebileceği, deneyimlerini paylaşabileceği ve farklı disiplinlerden bireylerle etkileşim kurabileceği ortamlar oluşturmak bu sürece katkı sağlayabilir. Sanatçı buluşma merkezleri, yaratıcı üretim atölyeleri ve kamusal mekânlarda gerçekleştirilen açık hava projeleri bu amaca hizmet edebilir. Bu tür mekânlar, sanatçıların kolektif bir ruhla çalışmasını teşvik ederken yeni fikirlerin doğmasına da zemin hazırlar.(N.Umar)
Dernekleri dedikodu yapılan yerler olmaktan çıkarıp sanatın konuşulduğu yerlere dönüştürmemiz gerekir.
Derneklerin ve sanatçıların birbirleri ile iletişimlerinin artması ile sinerjileri de artacaktır. Ortaya çok daha kaliteli ve farklı sanat üretimleri çıkacaktır.(A.İ.Ökten)
Sanatçıların sık sık bir araya gelmeleri gerekiyor. Haftanın veya ayın belirli bir gününde, seçecekleri bir konu üzerinde fikir alışverişinde bulunmak için, bir kafede, bir sanat evinde veya bir zoom toplantısında bunu gerçekleştirebilirler. Yazarlar ve şairler birbirlerinin yazdıklarını okumalılar. Aradaki kopukluk bu şekilde giderilmiş olur. Yapılan etkinlikler halka inebilmeli. Şiirimizi, öykümüzü halka açık alanlarda okumalıyız. (A.Yenidoğan)
Eski ustalar, akademisyenler, dilciler edebiyatın sorunlarını tespit edip bu sorunların çözümü için türlü öneriler
sunmalı. Ortak görüşte birleşilen maddeler, kamuoyuna deklarasyon olarak yayımlanmalı. Çeviri sorunları ve yabancı edebiyatlar hakkında tezler ortaya konulmalı.(S.Çağla)
Sanatçılar arasında karma sanat fuarları ve festivalleri kurulabilir bu etkinlikler sayesinde sanatçılar yapıtlarını
sergileyip birbirleriyle tanışma olanağı yakalayıp yeni işbirlikleri kurabilirler. Sanatevi bünyesinde çeşitli kurslar
açılabilir ve herkesi özendirerek gelmeleri sağlanabilir. Sanatçıların çoğu narsist insanlardır, kendilerinden başka tanrı tanımazlar. Bu yüzden de kolay kolay eleştiriye gelemez; bunun neticesinde de genellikle kendi kendini tekrar edip dururlar. Günümüzde sanatçılar siyasi görüş, ticari kaygılar ya da etnik aidiyetlerle bölünmüş, kendi içlerine kapanmış durumdadır. Tabii ki bu dağınıklık, edebiyatımıza büyük zarar veriyor. Her şeyden önce usta sanatçıların kişisel kapris ve çekişmelerini bir yana bırakıp gençlere rol model olmaları gerekmektedir. (S.Çağla)
Sanat düzeyinin yükselmesi için eleştiriye açık insanlarla toplantılar düzenlenerek kendi çaplarında kendilerinden çıkardıkları derslerle neler yapılabileceği konuşulabilir.(N.Ünlütaş)
Meyvesi olan ağaç, başını öne eğer. Neden başını öne eğer? Alçak gönüllüdür, saygılıdır ve herkes meyvelerinden
faydalansın ister. Çekişmeyi, kırgınlığı bırakıp bir araya gelmek ve gücümüzü birleştirmek daha doğru olmaz mı? Ortak akılla planlayacağımız etkinliklere herkesin katılımını sağlamak ve birbirimize destek olmamız gerekirken ayrışarak, bölünerek etkimizi zayıflatıyoruz. Birlikten kuvvet doğar. Gücümüzü birleştirsek sesimiz daha gür çıkar ve daha etkili oluruz.(Y.Erkmen)
Wittgenstein: “Benim yazılarım yavaş okumak içindir ”demiştir. Durmaya, susmaya, okumaya zaman ayırmalıyız.
Kendimizi ve başkalarını anlamak için yavaşlamak bazen de durmak lazım.(G.Ballı)
Amatörlüğün ötesine geçmek isteyen bir yazar birçok şeyden vazgeçmeli: Günün 24 saati, yılın 365 günü yazarın
beyni bu işle meşgul olur (M.E.Yeniçeri)
Sanatın düzeyini yüksek tutmak için dilimizi zenginleştirmeliyiz (A.Yenidoğanay)
Yazının gereci dil olduğundan, bir yazıncı ne yazarsa yazsın, kullandığı dile en çok özeni göstermelidir. Doğallıkla
yazıncı, geçmişle bağ kurarken öykünmecilik ile yinelemecilik tuzaklarına düşmemelidir. Yazıncılarımız başka bir tuzak olan “çoğaltmacılık” tuzağına da düşmemelilerdir. Demek kendilerini durmaksızın geliştirerek aşmayı bilmelilerdir.
(G.Çağlayan)
Yenilik ve çekicilik (E.Deniz) de sanatın düzeyini yükseltir. Sanat üretim yapmak için “bir derdimizin olması”(A.C.Yıldız) gerek. Sanatçı için bu insanın ve insanlığın sorunlarına çözüm arama derdidir(E.Güvel).
Sokak fotoğrafçılığına baktığımızda mutlaka bir derdi söyleyeceği bir şey vardı. Ve bunun peşine koşar. En güçlü
fotoğrafların buradan çıkacağını bilir. O anı yakaladığında ölümsüzleştirir.(M.Günaydın)
Günümüzde çağdaş veya modern sanat birbirinden beslenerek multidisipliner çalışma ile çok farklı eserler
üretmektedir. Kısaca bakış açımızı ve vizyonumuzu değiştirmek, geliştirmek gerekir. , onları tartışmak, sanat
akımlarını takip etmek, teorik ve pratik anlamda eğitimler yapmak gerekir. (A.İ.Öktem)
Sanatçıların ve mimarların bir arada ortak bir noktada birleşebileceği, ilham alabileceği ortak çalışma alanlarıyla
etkileşim artırılabilir.(Ö.Binboğa)
SANAT İÇİN EĞİTİMİN İŞLEVİ
Kucağında dijital teknolojiyle doğan yeni bir kuşak dünya sahnesine çıkmak üzere yetişiyor. Bakıcısı ekran olan ilk kuşak, doğal olarak insanlarla veya akranlarıyla ilişki kurmak yerine ekranlarla ilişki kurmayı tercih ediyor. Başına gelen herhangi bir problem karşısında bile insanlara değil robotlara danışıyor. Önceki kuşaklara göre çok daha az konuşuyor ve makineleri insanlara tercih ediyorlar. Bu gençlerin ve çocukların erken yaşlarda sanat sahnesine dahil edilmesi bir şekilde sanata maruz bırakılması çok önemlidir. Yukarda özetlemeye çalıştığım yeni kuşakların teknoloji bağımlılığı ve ekran bağımlılığı ancak sanatsal faaliyetlerin katkısıyla dengelenebilir. Milli bir seferberlik hamlesi gibi bu gençler her yerde nitelikli sanatla buluşturulmalıdır.(A.Avcı)
Ne yazık ki günümüz Türkiye’sinde gençler, teknolojiye heves ettikleri kadar sanata heves etmiyorlar. Bu durumu
değiştirmek için neler yapmalıyız? Hemen her alanda olduğu gibi, sanat eğitimi de önce ailede başlamalı; sonra
eğitimin her kademesinde “yasak savmak” amacıyla değil; gerçekten sanat eğitimi verilmelidir. Bu eğitim, günümüzde yapıldığı gibi, ilkokuldan lise sona kadar sınıf müfredatı doldurmak için yapılan verimsiz dersler şeklinde değil; uygulamalı olarak çocuklara sevdirilmelidir. Elbette ki bir sınıftaki çocukların hepsinin mimar, heykeltıraş, sinemacı ya da tiyatro oyuncusu, müzisyen, şair-yazar veya ressam olması beklenmez ama en azından, o eğitimden geçen çocukların, ileride birer sanatsever olması beklenebilir.(S.Çağlar)
Sanat eğitimi ilkokullardan başlamalı yaşamın her aşamasında devam etmelidir. Bunun için üniversitelerimizin sanat ile ilgili dallarına ayrı bir görev düşmektedir. Üniversiteler yaşamdan veya halktan bu kadar kopuk ve izole
olmamalıdır. Akademik araştırmaları ve çalışmaları bir şekilde bütünleştirmek gerekir.(A.İ.Ökten)
Sanat eğitimi veren kurumların sayısı ve kalitesi artırılması okullarda sanat derslerinin daha fazla önemsenmesi ve teşvik edilmesi (S.Çil)
Çocuklarımızın ve gençlerimizin sanata yönlendirilmesi ve birbirleri ile kaynaştırılması için önce ve özellikle
okullarımızda sanatı ve sanatçıyı seven anlayışın egemen olması gerek diye düşünürüm. Öğrencilerimizin
yeteneklerini gün ışığına çıkarmak ve tanıtmak için sık sık okul içi ve okullar arası yarışmalar, etkinlikler
düzenlenmelidir. Okuma alışkanlığının gelişmesi ve sağlanması için gerekli önlemler alınmalı, bunun için her okuldaki Türkçe edebiyat ders zümreleri aktif hale getirilmelidir.(M.Göl)
Önerdiğim kitapları okuyup özetlerini çıkaranlar da artı puanlar alırdı. Ortak okunan kitaplarla ilgili değerlendirme sınavı yapardım. Bütün bu çalışmaları yapabilmek ve olumlu sonuç alabilmek için velilerle iş birliği içinde olmak gerekirdi. İdareyle de bir sorun yaşamamak için bu çalışmalar zümre toplantı tutanağına yazılırdı.(Y.Erkmen)
Çocukluk çağında, gerek aile gerek öğretmen gözlemi ile çocukları çok iyi tanıma, onu her yönüyle tahlil etmemiz gerekiyor. Anne-baba ve öğretmenler, çocuğun hangi sanat dalına yeteneği olduğunu görmeli ve çocuğun eksik olduğunu düşündüğü yönlerini geliştirebileceği sanat dallarına yönlendirmeli. Anne-baba gözlemlemeli ama kesinlikle dayatmamalı. Çocukların hoşuna gidecek, sevdikleri, ilgi gösterdikleri alanlara yönlendirilmesi başarıyı artırır.(M.İşcan)
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümleri Türkolog yetiştirmenin yanı sıra sanata da hizmet etmelidir. Sanat derslerinin
açılması, derslere yazar ve şairlerin davet edilip öğrencilerin onlarla kaynaşması sağlanmalıdır. Rol-model sürecinin katkıları göz önüne alındığında alanda yetişen bireylerle başlayıp dışa doğru gerçekleşen değişim kaçınılmaz olacaktır. Bizzat edebiyat üzerine okumalar yapan, bu alanda yetişen öğrencilerin günümüz sanatçılarıyla bağının olmaması; şiir, öykü, senaryo vb. yazma çabasının bulunmaması düşünülemez acı bir gerçeklik olarak önümüzde durmaktadır. Önce buradan, işin içinden hareket başlatılmalıdır. Türkolog olmanın yanında sanatçı bir ruh da ister. İncelik, hassasiyet, fikir adamlığı, Mevlana’yı Yunus’u gözleriyle değil, gönlüyle okumayı bekler. Teşvik edilip bir şekilde sanat ortamına götürüldüklerinde ise onu ilgiyle izledikleri, sanatçılara sorular sordukları, bir sonraki etkinliğe kendiliğinden gelen öğrenci sayısında artış dikkati çekmektedir.(B. Karga Göllü)
Sanat pratiklerinin devamlılığı için mutlaka Üniversite, Milli Eğitim, ilgili/benzeri sivil toplum örgütleri, müzeler ve sanatçılar ile bağlantılar sağlanmalıdır. Sanat eğitiminde ulusal değerler göz ardı edilmeden evrensel standartlar geliştirilmeli disiplinler arası esnek, kapsayıcı, erişime açık sanat programları çeşitlendirilmelidir. (K.Artut)
MERKEZİ VE YEREL YÖNETİMLER İŞLEVİ
Şehrin/Sokağın Estetiği ve Öğreticiliği: Sokağın ve Şehrin Kendiliğinden Sanatsal İncelik ve Duyarlılık Kazanımı Ajanı Haline Taşınması: Öğrenmenin en önemli ve kalıcı olanı kendiliğinden öğrenmedir. Her sokak ve her sokaktaki yaşam biçimi kendiliğinden bir sanat ve estetik modeli haline getirilebilir mi? Eğer bu başarılırsa, tek tek sanatçı yetiştirmenin ötesinde tüm halkın estetik duyarlılığı/inceliği hep beraber yukarı çekilmiş olacaktır.(A.Gümüş)
Özellikle yerel yönetimlerin, kamu alanlarını sanatla buluşturan projelerle şehirlerin estetik ve kültürel dokusunu
güçlendirmesi önemlidir. Bu projelerin sürdürülebilir finansmanı için kamu bütçelerinden ayrılan fonlar, uluslararası sanat hibeleri ve özel sektör sponsorluğu gibi kaynaklardan yararlanılabilir. Toplumla sanatın daha fazla buluşturulması için kamusal projeler büyük önem taşır. Belediyeler, şehirlerin açık ve kamusal alanlarında sanat eserlerine yer vererek halkın günlük yaşamında sanatı daha görünür hale getirebilir. Katılımcı sanat projeleri, toplumun her kesiminden bireylerin süreçlere dâhil edilmesiyle, hem bireysel yaratıcılığı destekler hem de toplumsal sanat bilincini güçlendirir. Bunun yanı sıra, özel girişimcilerin ve kamu kurumlarının iş birliğiyle düzenlenen yarışmalar ve ödüller, sanatçılara ve genç yeteneklere önemli bir motivasyon kaynağı olabilir.(N.Umar)
Parklar, sokaklar ve meydanlarda yapılacak olan açık sanat galerileri halkın ilgisini çekerek gençleri de aynı zamanda sanata teşvik edebilir. Genç sanatçı ve mimarlara şehir planlama projelerinde yer vererek yaratıcılıkları
desteklenebilir.(Ö.Binboğa)
Valilik, belediyeler, üniversiteler ile birlikte bir çalışma yapılarak şehrimize bir sanat sokağı kazandırılması (S.Çil)
Doksanlı yıllarda Seyhan Belediyesi organizasyonuyla her yıl, Sanatçılar Parkı’nda ulusal bazda edebiyat günleri
düzenlenirdi. Yanılmıyorsam Büyükşehir Belediyesi’nin de benzer bir etkinliği vardı. O da Atatürk Parkı’nda
düzenlenirdi. Şehir dışından gelen yazarlarla yöre yazarları tanışma, sohbet etme fırsatı bulurlardı. Gençler hayranı olduğu yazara kitabını imzalatır, onunla doyasıya sohbet ederdi.(A.Yenidoğanay)
Belediyelere ait sergi salonları kamu zihniyetiyle faaliyetlerini yürütmekte olup, mesai bitiminde Cumartesi ve pazar günleri kapalı tutulmaktadır. Sergi salonlarının en erken gece saat 22 ye kadar açık kalması sağlanmalıdır. Bu salonların yönetici kadrosu Sanatsal yeterlilik belgesi olan kişilerden oluşturulmak zorundadır.(T.Gökdemir)
Sanat yapılması için tüm sanat derneklerinin desteklenmesi ve yaşatılması gerekir. Bu merkezi ve yerel yönetimlerden belirli oranda kaynak ayrılması ile olur. Belediyelerin bir şarkıcıya verdiği para ile birçok şey yapılabilir. İkinci olarak sanatın gelişmesi için ve çeşitli sanat dallarının multidisipliner bir biçimde gelişmesi için salonlara, tiyatrolara vs. ihtiyaç vardır. Ve bunlar sadece koskoca bir kentte birkaç tane değil her ilçede olmalıdır. Amatör uğraşların yapılacağı salon yoktur.(A.İ.Ökten)
Yerel de faaliyet gösteren kültür, sanat, edebiyat gruplarına maddi destek sağlanması. Yerel Yazarların tanıtımına
yönelik projelerin hayata geçirilmesi. Yerelde faaliyet gösteren kültür, sanat, edebiyat gruplarıyla belediyeler, valilik, üniversiteler gibi kurumların periyodik toplantılar gerçekleştirilmesi(S.Çil)
Çukurova’da sanatçıların birbirleriyle etkileşimini sağlamak için, Sanatsal amaçlı dernekler, sanat atölyeleri,
belediyeler ve Üniversitelerin Güzel sanatlar Fakülteleri ve eğitim Fakültelerinin bir arada hareket edeceği projeler yapmaları gerekmektedir. Yapılan çalışmaların bütün kente yayılması ve diğer kentlerden ilgi görmesi için çalışmaların sanatsal ağırlıkta olması için kent paydaşlarıyla ortak projeler geliştirmek gerekir. Üniversite, belediyeler, sanata atölyeleri sanatsal faaliyet yürüten dernekler, okullar da bu çalışmalara katılmalıdır. Bunun altyapısını oluşturmak gerekir.(T.Gökdemir)
Yetenekli gençler, olanaksızlıklardan dolayı ya da yapabileceklerine inanmadıkları için de sadece sanatın izleyicisi
olarak kalıyorlar. Amacımız, izleyici olan kitleyi içindeki yetenekle tanıştırmak izlemeyi reddeden kitleyi ise sanatla buluşturup tanıştırmak olmalı; gençler için çeşitli kategorilerde sanat yarışmaları ve projeler düzenlenebilir bu sayede alanlarında profesyonel olan sanatçılardan geribildirim alabilir ve ortaya çıkardıkları yapıtları gerçekten büyük bir güdüyle sürdürebilirler.(N.Ünlütaş)
Üniversitelerin sanatla ilgili bölümlerinden mezun olan gençler için, devlet istihdam sağlamalı, dolayısıyla da toplum; sanatı, çocuklarının geçici bir hevesi olarak görmemeli.(S.Çağla)
Bir ülkede sanatın ve kültürel hayatın gelişmesi ve zenginleşmesi isteniyorsa, bununla ilgili talep yaratılmalıdır.
Toplumun sanatı talep etmesi ancak sanatla tanışması, onunla iç içe olması ve sanatsal beğenilerinin gelişmesi ile
gerçekleşebilir. Tüm bunlar ise eğitim ve kültüre erişebilirlik ile mümkündür. Sanatçıların sanat etkinliklerinin
geliştirilmesi, korunması ve kültür politikalarına dahil edilmesi, kültür ve sanat faaliyetlerinin bir kamu hizmeti olarak görülmesi ve piyasaya devredilmeyecek bir alan olduğunun anlaşılması gerekmektedir. Bu faaliyetleri, hükümetlerin ideolojik yaklaşımları ya da katı denetim mantığı gibi olumsuz sonuçlardan korumak adına sanatçıların kültür politikalarına katılımı sağlanmalıdır. Mc Meillen’e göre «sanatın özgür yaratıcı gücünü destekleyen bir sanat politikası gereklidir. Bu politika devlet yöneticileri tarafından değil uzmanlar tarafından belirlenmeli, biçimlendirilmelidir» Bu bağlamda, Kültür Bakanlığı yönlendirici değil, destekleyici olmalıdır.
UNESCO sanatın canlılığının ve sürdürülebilirliğinin, sanatçının hem bireysel hem de toplum yaşamındaki refahına bağlı olduğunu kabul eder. Sanatçının toplumun yaşam ve gelişiminde önemli bir role sahip olduğu onların yaratıcı fikirlerini ve ifade özgürlüklerinin korunması, güvence altına alınmasının gerektiği ifade edilir.(K.Artut)
Sokaklarında enstrümanlar çalınan, heykeller yontulan, bir yanda ressamların tuvalde ahenkle hareket eden fırçaları… İnsanların “Sanatçı ne demek istemiş?” derdine düştükleri, insanın insanla değil sanatla uğraştığı bir Türkiye’de yaşamak mümkün müdür?(B.Karga Göllü) - Özge Nur Binboğa; Mimar
- Özgür Sarıçam; Müzisyen-Besteci
- Remzi Özdaş; Ç. Belediyesi Halk Müziği Korosu Şefi
- Samle Çağla; Eğitimci-Yazar
- Sedat Memili; Araştırmacı Yazar
- Selda Kaya; Şair
- Sadık Çil; Tersakan Sanat Sözcüsü
- Tevfik Gökdemir; Adana Ressamlar Derneği Başkanı

